Abdullah ÇAĞLAYAN’ın 1941 yılında hakkında açılan dava sonucunda mahkeme tarafından takipsizlikle sonuçlanan ”Memur Andı” isimli şiiri

Önemli Hiciv Ustalarından birisi olan Abdullah çağlayan 1950 yılında ”Devran”, 1965 yılında da “Devran II” isimli şiir kitaplarını yayınlamıştır. ”Devran” isimli şiir kitabında yer alan ”Memur Andı” şiir nedeniyle, 1941 yılında Antalya Defterdarlığı yaptığı dönemde, hakkında dava açılmıştır. “Memur Andı” şiirinin “Memurları fena yola sevk ve hükümet aleyhine tahrik” suçlamasıyla hakkında soruşturma açılmış ve  hakkında açılan soruşturmayı yürüten Afyon C. Savcısı İlhan Dizdar takipsizlik kararı verdi. Savcıya göre şiir, mizahtır ve edebi sanat eseri olarak düşünülmesi gerekir.
Abdullah Çağlayan ise savunmasında şu ifadelere yer verir:

“Manzume memurları fena yola sevk ve tahrik değil, kötü ahlak ve karakter sahibi insanları, dürüst ahlaklı ve yurdun nizamlarına hürmetkar olmaya davet eden mahiyettedir.”

Abdullah Çağlayan ifadeyi verdiği dönemde yedek subaydır.

İşte Abdullah ÇAĞLAYAN’ın o meşhur ”Memur Andı” isimli şiiri

MEMUR ANDI

Eyy! Çağlayan bulmuşsun şimdi kemal yaşını..
Kazanmak istiyorsan bu hayat savaşını,
yemelisin hakikat denen zehrin aşını,
ne derlerse desinler, salla derhal başını, el oğuştur, gerdan kır, versinler maaşını…
Tatar ağası gibi böyle dolaşma yaya,
el oğluna baksana ne ar kalmış ne haya..
Sen de bir dayı bulup sırtını ona daya,
ne derse huuu!… diye hemen salla başını, el oğuştur, gerdan kır, versinler maaşını….
Kör kadıya şehla de, incitme düz tabanı, düşküne nasihat ver, kodamana abanı, zengin ol, sen de aşır her dağdan arabanı, tekerine taş korlar sallamazsan başını, uslu otur, hoş geçin al gitsin maaşını….
Köpeklerle hırlaşma, tepişme piç katırla, hamamda kavga olmaz soyu bozuk natırla, kulağına küpe yap bu sözümü hatırla, kim ne derse huuu!… diye hemen salla başını, eğil bükül gerdan kır, zıkkımlan maaşını….
Tıkamış kulağını herkes hakkın sesine,
bir cevahir kutusu olsan, kimin nesine..
Seni feda ederler elin çingenesine,
en iyisi huuu!.. deyip sallamaktır başını, eğil bükül, gerdan kır, versinler maaşını….
Unutma bu ocağın bir adı asiyaptır,
sen de bir dolap çevir, apartmanını yaptır, hakikata ne gerek?..Bu memnu kitaptır, sana lazım olan şey sallamaktır başını, el oluşturup, bel büküp almaktır maaşını….
İrtikapla irtişa sanma ki zor bir iştir, ilmini bilemezsin adı; alış veriştir..
Usulunu öğren de bu nimetten veriştir,
sana lazım olan şey sallamaktır başını,
gerdan kırıp, bel büküp almaktır maaşını…
Bir güvercin eder mi atmacalarla yarış?
Öğrenmedin dünyayı gezdin de karış karış, gel vazgeç bu sevdadan, sen de kervana karış, ne derlerse desinler, salla derhal başını, el oğuştur, gerdan kır, versinler maaşını….
Bir haksızlık görünce, köpürme isyan etme, bir hak için kendine dik kafalı dedirtme, doğru yolu, düşene göster de kendin gitme, ne derlerse desinler, salla derhal başını, el oğuştur, gerdan kır, versinler maaşını….
Diyorlar ki taç bile, baş eğilmezse konmaz, önünde eğilene kılıç dahi sokulmaz, dik durdukça başına devlet kuşu da konmaz, bu dünyada kaide sallamaktır başını, el öpüp,etek öpüp almaktır maaşını…
Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler, hazine soyulurken aldırmıyor öküzler, hayadan eser yoktur, nafile bütün sözler, beyhude inat etme, salla hemen başını, gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını…
1941 Antalya
Abdullah Çağlayan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here