Pazar, Aralık 16, 2018
Ana Sayfa Fıkralar

Fıkralar

Karadeniz fıkraları, Kayseri fıkraları, komik fıkralar, düşündüren fıkralar, resimli fıkralar...

Kayserili fıkraları | Komik fıkralar

0

Kayserili fıkraları, Komik fıkralar

Sizler için beğeneceğinizi düşündüğümüz Kayserili fıkraları, Komik fıkralar başlığı altında güldüren fıkraları derledik.

Kayserili işe girerse

Komik Fıkralar : Kayserili bir genç yeni bir işe girmiş. 1 ay kadar çalıştıktan sonra maaşını almak üzere bankamatiğe gitmiş. Hesabını kontrol ettiğinde maaşının 250 lira fazla yattığını görmüş. Bu durum karşısında hiç sesini çıkartmama kararı vermiş ve sevinçle maaşını çekerek harcamış. Bir ay daha çalıştıktan sonra bir heyecanla bankamatiğe maaşını çekmeye gitmiş. Ancak bu kez maaşının 100 TL eksik yattığını görmüş.

Hemen telefona sarılmış ve muhasebeciyi aramış. ”Neden benim maaşımı eksik yatırdınız ??” diye sormuş.

Muhasebeci ” Geçen ay 250 lira fazla yatırdığımızda itiraz etmedin de şimdi 100 lira eksik yatırınca mı itiraz ediyorsun ?” diye çıkışmış.

Kayserili pişkin pişkin sırıtarak:

– Prensip olarak ilk hatayı affederim ama ikincisini affetmem. 🙂

 


 

Kayserili ve Padişah

Bir padişah ”Kim beni söylediği yalana inandırabilirse ona bir küp dolusu altın hediye edeceğim.” demiş.

İlanı duyan en usta sahtekarlar ve yalancılar hemen saraya koşmuş ve başlamışlar yalanlarını sıralamaya.

  1. sahtekar:

-Bir kuş kocaman aslanı kaptığı gibi yuvasına götürdü.

Padişah:

-Yalan bunun neresinde ? Bahsettiğin kuş eğer bir kartalsa ve aslan da yavruysa yakaladığı avını yuvasına rahatlıkla götürebilir.

2. sahtekar:

Ülkenin birinde bir eşek kral oldu.

Padişah:

Eğer o ülkede kral pencereden eğilmiş ve başındaki tacı düşürmüşse ve pencerenin hemen altında da bir eşek varsa taç kralın kafasından düştüğünde, eşeğin kafasına gelmiş olabilir. Taç kimin kafasındaysa kral da ”o”dur.

3. Sahtekar:

-Sultanım, ben bir ok attım gökyüzüne. Ok altı ay sonra yere düştü.

Padişah:

-Gökyüzüne attığın ok direkt yere düşmemiş, önce bir ağacın üzerine düşmüştür. Altı ay sonra da ağaçtan yere düşmüştür.

Böylece padişah kendisine söylenen her yalan için bir bahane bularak söylenen hiçbir şeyin yalan olduğunu kabul etmemiş. Sahtekar yalancılar ne kadar uğraşsalar da padişaha söylediklerinin yalan olduğuna ikna edememişler.

Son sahtekar ise Kayseri’den gelmiş ve şöyle demiş:

Sultanım, babam beni sizin yanınıza gönderdi. Dedi ki ” Git padişahın yanına var. Zamanında ona bir küp altın vermiştim. Söyle onu geri ödesin bir zahmet.”

Eğer söylediklerim doğruysa bir zahmet borcunuzu ödeyin sultanım. Eğer yalan söylüyorsam ödülümü alayım.

 

Aşağıda diğer Kayserili fıkralarını bulabilirsiniz.

Kayserili Fıkrası

Bozuk Para  Kayserili Fıkraları

Soğanın Cücüğü

 

Güldüren, düşündüren komik fıkralar

0
En komik fıkralar

Güldüren ve düşündüren komik fıkralar

En komik fıkraları sizler için derledik. Bu komik fıkraları okumadan geçmeyin. Dilerseniz komik fıkraları arkadaşlarınıza anlatabilir ya da facebook, twitter gibi sosyal ağlarda paylaşabilirsiniz. 2017 en komik fıkralar sizler için derlendi. 

 

Kapak eden cevap | Komik fıkralar

Adamın birisi yolda gidiyormuş. Adamın kulakları normale göre çok büyükmüş. Adamı gören herkes kulaklarıyla dalga geçiyormuş. Yine bir gün yolda giderken yanından geçen biri şöyle seslenmiş:

-Abi ya senin kulakların bir insana göre çok fazla büyük değil mi ?

Adam hiç yüzünü bile eşkitmeden cevabı yapıştırmış.

-Evet kabul ediyorum. Benim kulaklarım bir insana göre fazla büyük ama sizin kulaklarınız da bir eşeğe göre fazla küçük değil mi ?

 


 

Temel ve Dursun’a Afrika Dayağı | Komik fıkralar

Bizim Temel ile Dursun bir gün Afrika’da kamp yapmaya karar verirler. Afrika’ya ulaştıktan sonra kamp kurmaları gerekir. Ancak çokça uğraşmalarına rağmen bir türlü kampı kuramazlar. Kampı kuramadan hava kararınca kamp kurma işini ertesi güne ertelerler. Ancak yine de uyumak için bir yere ihtiyaçları vardır. Özellikle de hayvan saldırılarından ürkerler. Bu yüzden geceyi ağaçta uyuyarak geçirmeye karar verirler. Dursun ağacın üst tarafında, Temel ise alt tarafından kendisine bir yer bulmuş.

Gün ağarırken yerliler ağaçta uyuyan Temel ve Dursun’u fark etmişler, ağaca ve doğaya saygısızlık yaptıklarını düşünerek sinirlenmişler ve ağacın alt tarafında yatan Temel’i ağaçtan indirerek dövmüşler.

Gün boyu kampı tekrar kurmaya çalışan Temel ve Dursun yine başarısız olmuş ve ağaçta uyumak zorunda kalmışlar. Ancak bu kez Temel dayak yemekten korktuğu için ağacın üst tarafında uyumak istemiş.

Yerliler gün ağarırken tekrar gelmişler. Bakmışlar ki bizim Dursun ve Temel oradan ayrılmamış. Bu kez daha da çok sinirlenmişler ve yine dövelim diyerek ağaca doğru yönelmişler. Aralarından bir tanesi dün sabah ağacın alt tarafında yatanı dövmüştük gitmemişler, bugün de üst tarafta yatanı dövelim belki o zaman giderler demiş.

Daha fazla karadeniz fıkrası okumak için tıklayınız.


 

Sen misin deli ? | Komik fıkralar

Bir deli sokak duvarının üzerine çıkarak oturmuş ve yanında getirdiği oltayı sokağa doğru atmış. Deliyi gören şaşkın bakışlarla soruyormuş:

Sen orda ne yapıyorsun ki ? Yoksa balık mı tutuyorsun ?

Deli ‘’ Evet.’’ Diyerek cevaplamış.

‘’Hiç balık tutabildin mi bari ?’’ diye sormuş sokaktan geçen birisi.

 

Deli önce gülümsemiş sonra da adama dönerek.

-Tutmaz mıyım ? Sen tuttuğum 25. Sazansın.

 


 

Eşinden kolay izin alma yolları 2017 | Komik fıkralar

Bir gün balık tutmayı çok seven üç arkadaş balığa çıkmak için sözleşmişler. Sözleştikleri gün de üç arkadaşın üçü de balık tutacakları yere gelmişler. Muhabbet dönmüş dolaşmış eşlerinden balık tutmaya gitmek için nasıl izin aldıklarına gelmiş.

  1. adam:

-İnanın izin alana kadar aktan karaları seçtim. En sonunda evi baştan aşağıya boyama karşılığında izni koparabildim.

  1. adam:

Al benden de o kadar. İzni koparamayacağımı anlayınca eşime reddedemeyeceği bir teklifte bulundum. Eğer balığa çıkmama izin verirse ona evdeki koltuk takımlarını değiştireceğimi söyledim. O da böylelikle izin verdi.

  1. adam:

-Benim izin almam o kadar da zor olmadı. Eşime önce ‘Bugün annemlere gidelim.’ Dedim. Sonra da ya da ben balık tutmaya mı gitsem acaba dedim. Cevabı çok açık ve netti: ‘Üstünü kalın giyin, balıkta hasta olma.’


 

Temel Asker Olursa | Komik fıkralar

 

Komutanı Asker Mehmet’e şöyle bir soru sorar:

-Asker, söyle bakalım vatan senin neyindir ?

Mehmet hiç düşünmeden bağırarak cevaplar:

-Vatan benim biricik anamdır komutanım.

Mehmet’ten sonra sırada bizim Temel vardır. Komutan temelin yanına gelir ve şöyle sorar:

-Vatan senin neyindir asker ?

Temel hiç düşünmeden bağırarak cevaplar:

–Vatan ha bu bizum Mehmetin anasudur komutanum. 🙂

 


 

Temel’in oğlu karne alırsa | Komik fıkralar

 

Temel’in oğlu Cemal yıl sonu karnesini kaptığı gibi babasına götürmüş. Temel, karneyi eline aldıktan sonra başlamış incelemeye. Bir de bakmış ki karnenin sol tarafında bulunan derslerin hepsi zayıfmış. Türkçe, Matematik, Tarih, Biyoloji, Fizik ders notlarının hepsi birmiş. Bir de karnenin sağ tarafında yer alan davranış notlarına bakmış. Arkadaşlık ilişkileri pekiyi, öz temizlik becerisi pekiyi, ağız ve diş sağlığı pekiyi…

Karneyi inceleyen Temel, Fadime’ye dönerek:

– Fadime göreymisin, ha şu öğretmenin verdiği notlara bi bak. Benim öğrettiklerimin hepsi pek iyi, onun öğrettiklerinin hepsi zayıftır da. 🙂

 


 

Nasreddin Hoca’nın arkadaşları | Komik fıkralar

Nasreddin Hoca’nın arkadaşları ‘’Gelin şu hocaya bir şaka yapalım.’’ demişler.  Sonra hocanın yanına gitmişler ve hocaya şöyle demişler:

-Hocam duyduk ki iki gün sonra kıyamet kopacakmış. Madem ki kıyamet iki gün sonra kopacak o zaman şu senin kuzu araya gitmesin. Keselim de yiyelim afiyetle.

Hoca arkadaşlarının söylediklerine inanmamış inanmamasına ama yine de ‘’tamam.’’ demiş. Sonra da ertesi gün göl kenarına gelmelerini ve kuzuyu göl kenarında kesip yiyebileceklerini söylemiş.

Ertesi gün hoca ve arkadaşları göl kenarında bir araya gelmişler. Hoca bu kez arkadaşlarına şöyle bir teklifte bulunmuş:

-Sizin uğraşmanıza gerek yok. Ben ateşi yakayım, kuzuyu keseyim, eti de pişireyim. Bu arada siz de sofra hazır olana kadar gölde yüzün.

Nasreddin Hoca’nın teklifi arkadaşlarını fazlasıyla memnun etmiş. Hemen oracıkta kıyafetlerini çıkarıp göle dalmışlar. Bir süre sonra yüzmekten yorulmuşlar ve dışarı çıkalım demişler. Çıktıktan sonra bir de bakmışlar ki hoca bütün kıyafetlerini ateşe atmış.

Şaşkın bir halde hocanın yüzüne bakan köylüler söylenmişler ‘’ Aman hoca, ne yaptın sen böyle ? Biz kıyafetlerimiz olmadan nasıl döneriz şimdi köye ?’’

Hoca arkadaşlarına gülümseyerek şöyle demiş:

-Eee ne var bunda üzülecek ? Nasıl olsa yarın kıyamet kopacak.

Diğer komik paylaşımlarımıza da göz atmak ister misiniz ?


 

Aptal olan kim ? | Komik fıkralar

Bir iş adamı berbere gider ve tıraş olur. Tıraş sırasında da berberiyle koyu bir sohbete dalar. O sırada kapının önünden geçen paspal bir çocuk gözlerine çarpar. Berber çocuğu görür görmez iş adamının kulağına eğilerek ‘’ Bu gördüğün paspal çocuk var ya, dünyada gördüğüm en aptal çocuklardan birisidir ! Bak iyi izle şimdi ne yapacağım. ‘’ diye fısıldar. Sonra berber çocuğa ‘’ Ali, gel buraya!’’ diye seslenir.  Berberin kendisini çağırdığını duyan çocuk aptalca bir gülümseme takınır ve dükkandan içeriye doğru yönelir. Berber tekrar iş adamının kulağına eğilir ve ‘’İyi izle, bak’’ diye fısıldar ve bir eline beş lira diğer eline de elli liralık bir banknot koyar. Sonra çocuğa doğru uzatır. ‘’ Elimdeki paralardan hangisini istiyorsan al. ‘’ der. Çocuk yüzünden eksik etmediği aptalca bir gülümsemeyle önce beş liraya bakar, sonra da 50 liraya bakar ve 5 liralık banknotu berberin elinden alır. Berber haklı çıkmanın verdiği gururla iş adamına döner ve ‘’ Gördün mü, bak sana ne demiştim.’’ der.

İş adamı tıraşını olur ve berber dükkanından ayrılır. Sokağa çıktığı esnada berberin dalga geçtiği paspal çocuğu görür ve paspal çocuğun yanına doğru yönelir. Yanına varınca Ali’ye sorar:

-Sen sayıları bilmiyor musun ? Beş liralık banknot, elli liralık banknottan çok daha fazladır. Ama sen beş liralık banknotu aldın.

Çocuk bu kez işin ilmini açıklayan bir bilge edasıyla:

-Eğer elli liralık banknotu alırsam oyun orada biter ve berber bir daha bana para vermez.

 


 

İş bulmak | Komik fıkralar

En son görüştüklerinde iş arayan iki arkadaş bir süre sonra tekrar karşılaşmışlar. Arkadaşlardan birisi diğerine sormuş:

-Ne yaptın ? İş bulabildin mi ?

Arkadaşı kasılarak cevap vermiş:

-Elbette buldum. Ya sen ne sandın ? Benim gibi bir adam işsiz mi kalır. Hem de üstelik altımda bin beş yüz işçi çalıştırıyorum.

Her ne kadar duyduğu cevaba inanmasa da meraktan sormuş:

-Vay be! Demek öyle. Peki ne iş yapıyorsun ki ?

–Mezarlıkta bekçilik yapıyorum.

 


 

Başka kimse yok mu ? | Komik fıkralar

Temel bir gün ekip biçtiği tarladan eve dönerken sarp arazinin patika yollarında ayağı kayar ve uçurumdan aşağıya doğru yuvarlanır. Uçurum yüzlerce metre derinliktedir. O anki korkuyla can havline kapılır ve güç bela yakaladığı bir ağacın dalını tutar. Gözlerini aşağıya doğru çevirdiğinde uçurumun yüzlerce metre derinlikte olduğunu ve dibinde de sivri kayaların olduğunu fark eder. ‘’Bir kurtaran olur mu acaba ?’’ diyerek başlar sesinin yettiği yere kadar bağırmaya:

Ha buralarda çimse yok miiiii ?????

Birkaç kez bağırdıktan sonra gökten şöyle bir ses duyar:

-Allah’ın sevgili kulu Temel ! Düşüp ölmekten korkma. Eğer ki dünyada Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakındıysan, kul hakkı yemekten de kaçındıysan korkacak hiçbir şey yok demektir.

Temel bu soruların cevaplarını şöyle bir gözden geçirir. Farzların hiçbirini yerine getirmemiş, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı dersen sadece eşi Fadime’nin hakkını bile ödeyemez durumdaymış. Başını yukarıya kaldırmış ve tekrar şöyle bağırmış:

Ha uşağum başka çimse yok miiii?

 


 

Akıl hastanesine yatmanız gerekir mi ? | Komik fıkralar

Akıl hastanesini ziyaret etmeye gelen ziyaretçilerden birisi hastanede görevli bir doktora sorar:

Bir insanın akıl hastanesinde yatması gerekip gerekmediğine nasıl karar veriyorsunuz ?

Doktor adamın bu sorusunu ayrıntılı bir şekilde cevaplar:

-Hastayı su dolu bir küvetin yanına götürüyoruz. Sonra hastanın eline üç şey veriyoruz. Bunlardan birisi kaşık, birisi fincan, birisi de kova. Sonra da ‘’Bunlardan hangisiyle küveti boşaltırsın ?’’ diye soruyoruz. Peki sizce hangisiyle boşaltmalılar ?

Adam olayı hemen çözdüğünü düşünerek cevaplar:

Heeee ! Anladım. Aklı başında olan birisi küveti boşaltmak için kovayı tercih etmeli. Çünkü kova kaşık ve fincanla kıyaslandığında daha büyüktür ve küveti daha kolay boşaltmamızı sağlar.

Doktor:

Hayır. Aklı başında bir insan küveti boşaltmak için tıpasını çeker.


Dilerseniz sizler de bildiğiniz komik fıkraları yorum bölümünden ekleyebilirsiniz.

Ülkelere göre aldatılan kadın tepkileri

0

Bir televizyon kanalı farklı ülkelerden kadınlara mikrofon uzatarak ‘’Eğer eşinizi başka bir kadınla yakalasaydınız ne tepki verirdiniz ?’’ sorusunu yöneltiyor.

Böylece ülke ve kültürlere göre kadınların aldatılmaları durumunda verdiği tepkilerde oluşan farklılıkları tespit etmek istiyorlar.

İsveçli bir kadın şöyle cevaplar:

-‘’Neyimi beğenmedin de başka bir kadına gittin ?’’ diye sorardım.

Rusyalı bir kadın şöyle cevaplar:

-Soru sormaya gerek yok. Direkt olarak evi terk ederdim.

Fransalı bir kadın şöyle cevaplar:

-Hemen gider kendime sevgili yapardım. Teselliyi de onun kollarında arardım.

İtalyan bir kadın şöyle cevaplar:

-Gördüğüm yerde kadını vururdum.

Yunan bir kadın şöyle cevaplar:

Hiç gözümü kırpmam ikisini de gördüğüm yerde vururum.

İspanyol bir kadın şöyle cevaplar:

Elime silahı kaptığım gibi alnının çatından vururdum onu.

Türkiye’den bir kadına da aynı soruyu sorarlar.

Kadın hiç düşünmeden cevaplar:

-Benim kocam öyle şey yapmaz.

Eşini yanına almadan tatile çıkan adam

0

İş adamının biri oldukça yoğun olarak çalıştığı bir yılın ardından yorulur ve tatile çıkmak ister. Eşi de kendisi gibi yoğun bir işte çalışmaktadır. Bu sebeple beraber gidebilecekleri bir tatil ayarlayamayınca iş adamı tatile tek başına çıkmaya karar verir. İspanya sahilinde bir otel bulur ve uçağa atlayıp tatile çıkar. Otel için de hevesle bir aylık rezervasyon yaptırmıştır. Bir hafta gibi bir süre tatilin tadını çıkararak tek başına tatil yapar. Ardından garson eşinin gönderdiği bir mektubu uzatır. Mektubu okuyan adam garsona döner ve ‘’Ne yazık ki tatil burada bitti.’’ der. Garson iş adamının durumuna üzülür ve şaşırır. ‘’ Ama efendim bir aylık rezervasyonunuz vardı. Ne oldu ki böyle aniden gitmek zorunda kaldınız ?’’ diye sorar. İş adamı çaresiz bir şekilde cevap verir:
-Hayır gitmiyorum. Yine bir ay kalacağım ama tatil bitti. Eşim işinden bir şekilde izin almayı başarmış ve iki gün sonra buraya geliyormuş.

Koyun fıkrası

0

Koyun fıkrası

Bir adamın çok severek beslediği bir koyunu varmış. Ancak bu koyunun bir problemi varmış. Koyun bir türlü yavru vermiyormuş. Adamın komşusu bir gün adamın bu problemine çözüm getirecek şöyle bir öneride bulunmuş:

-Komşu köyde bir adamın koçu var. Duydum ki hangi koyunla çiftleşse gebe bırakıyormuş. İstersen oraya git ve senin koyunu da o koçla çiftleştir.

Komşusunun bu önerisi adamın kafasına yatmış. Koyununu bir el arabasına yüklemiş ve tutmuş komşu köyün yolunu.

Komşu köye varıp çevredekilere sora sora bahsedilen koçun sahibinin evini bulmuş. Bir hışımla koçun sahibinin yanına gitmiş ve koçun sahibine şöyle demiş:

-Gardaş… Senin koç o kadar nam yapmış ki haberi bana kadar geldi. Duydum ki senin koç hangi koyunla çiftleşse gebe bırakıyormuş. Hatta ikiz yavru alan bile çokmuş. Bende de bir koyun var. Bir türlü yavru vermiyor. Senin koyunun methini duyunca koşa koşa geldim yanına. Bizim koyuna da bir çare üretsek olmaz mı ?

–Lafı mı olur gardaş ? Velakin 20 liranı alırım.

-Tamam gardaş. İşimiz görülsün de verelim 20 liranı.

El sıkışırlar ve koyunu koçun yanına gönderip çiftleşmesini beklerler. Çiftleşme bittikten sonra da adam koyununu tekrar el arabasına yükler ve koçun sahibine sorar:

-Eee nerden anlayacağız biz bu koyunun gebe kalıp kalmadığını ?

–Yarına kadar bekle. Sonra ahırı kontrol et. Eğer koyun yatıyorsa bil ki gebe kalmıştır. Yok hala ayaktaysa tutmamıştır.

Adam koyununu alır ve eve döner. Ertesi günü iple çeker. Sabah olur ve alelacele ahıra koşar ve bakar ki koyun ayakta. Adam sinirlenir. ‘’ Tühhh, boşa gitti verdiğim para…’’ diye kendi kendine söylenir. Adamın karısı da bu durum üzerine ‘’ Sinirlenme bey ! Olmazsa bugün tekrar götür. Belki bu defa olur.’’ demiş. Adam da karısının tavsiyesini dinlemiş ve koyunu tekrar yüklenerek koçun sahibinin evinin yolunu tutmuş.

Koçun sahibi bu kez 40 lira istemiş. Adam biraz kızarmış, bozarmış ama nafile… Ya 40 lirayı verecek ya da giden 20 lirasına yanacak… Sonunda çıkarmış vermiş adama 40 lirayı ve koyununu tekrar çiftleştirmiş koçla. Çiftleşme bittikten sonra da alıp tekrar gitmiş eve…

Ertesi gün sabah erkenden ahıra gelmiş. Ama koyun yine ayakta beklemekteymiş. Hal böyle olunca adam sinirlenmiş köpürmüş söylenmiş….

Karısı koyunu tekrar çiftleştirmesi için götürmeye ikna etmiş adamı…

Adam tekrar götürmüş koyununu çiftleştirmeye ama bu kez koçun sahibi 50 lira istemiş. Zaten 90 lira harcamıştım, bir 50 lira daha harcayayım demiş ve koçun sahibine 50 lira daha vermiş. Koyununu çiftleştirdikten sonra da tekrar eve dönmüş.

Ertesi gün sabah ahıra gitmeye cesaret edememiş. Zaten morali de epey bozukmuş. Bunun üzerine karısına demiş ki ‘’ Git ahıra, bak şu koyuna bakalım ! Yatıyor mu, ayakta mı ?’’

Kadın ahıra gidip bakmış ve kocasının yanına geri dönmüş. Karısı dönünce de adam sormuş:

-Eee ayakta mı, yatıyor mu ?

–Ne ayakta, ne de yatıyor bey. El arabasına binmiş seni bekliyor… 🙂

Ya tam tersi olursa ???

0

Marilyn Monroe ve Albert Einstein arkadaşlarıyla katıldıkları bir akşam yemeğinde tesadüfen tanışırlar.
Albert Einstein’in zekasına hayran olan birçok insanın varlığından haberdar olan Monroe, Einstein’e bir teklif sunar.
‘’Gel beraber bir çocuk dünyaya getirelim. Güzelliğini benden, zekasını da senden alsın.’’
Bu teklif karşısında hazır cevap olan Einstein hemen cavabını yapıştırır:
Ya güzelliğini benden, zekasını senden alırsa ???

Temel deveye binerse

0

Temel kendisine bir deve almış. Deveyi satın aldığı adam ” Bu devenin iki tane komutu var. Oh dersen gider, amin dersen durur.” demiş.

Temel deveyi satın aldıktan sonra ”oh” demiş ve yürümeye başlamış.

Deveye binmekten korkan Temel, bir anda rahatlamış ve ”Oh bee ohh” demiş. Deve bir anda koşmaya başlamış.

Ancak Temel devenin durdurma komutunu aklına bir türlü getirememiş. Deve uçuruma doğru koşmaya başlayınca Temel de kurtuluşunun olmadığını düşünerek başlamış bildiği bütün duaları okumaya.

Duaları okuduktan sonra ”Amin” demiş. Deve tam uçurumun kıyısında durmuş. Kurtulduğuna sevinen Temel, ”ohhh be” demiş.

Gece uykusunda konuşan koca

0

Kadın psikoloğuna sorar:

-Kocam gece uykusunda sürekli konuşuyor. Onu nasıl iyileştirebiliriz ?

Psikolog:

-Kocana gündüzleri uyanıkken konuşması için fırsat vererek onu iyileştirebilirsin. 🙂

Temel’in polislerle macerası

0

Bir gün yolda polisler uygulama yapıyorlarmış. Bu uygulamada her zamankinin aksine ceza yerine ödül verelim demişler. Yoldan emniyet kemeri takılı olarak geçen herhangi bir aracı durdurup 500 tl ödül vermeye karar vermişler. Bu sırada yoldan geçen bir aracı rasgele durdururlar. Aracı kullanan bizim Temel’dir, yanında da Fadime vardır. Polis Temel’e dönerek:

-Beyefendi sizi tebrik ederim. Bugün yaptığımız uygulamada emniyet kemeri takan bir sürücüye 500 tl hediye verecektik. O şanslı sürücü sizsiniz. Buyurun 500 Tl hediyeniz. Sahi merakımdan soruyorum. Bu 500 Tl ile ne yapacaksınız ?

Temel bir heyecanla almış 500 lirayı ve polise dönerek:

-Ha bu 500 lirayu ne mi yapacağum da ? Hemen yarun cidup kendume bir ehliyet alacağum.

Polis şaşkınlıkla:

-Neeee ??? Sizin ehliyetiniz yok muydu ?

Fadime Temel’in yaptığı hatayı toparlamak isteyerek lafa alelacele atlar:

-Ha uşağum benim herifin kusuruna bakmayun da ! Ha bu adam içince ne deduğuni bilmiyor.

Polis sinirden kızarmaya başlayarak:

Neee ??? Siz bir de içkili mi araba kullanıyorsunuz ?

Bu sırada arka tarafta uyuyan Dursun polisin bağırmasıyla uyanır ve uyku sersemliğiyle Temel’e çıkışır:

-Ula uşağum ! Ben size demedum mi da çalıntı arabayla yola çıkmayalum başımıza bir iş gelebilir diye..

Tam polisin cinleri tepesine çıkar ki o sırada arabanın bagajı açılır ve İdris arabanın bagajından inerek koşa koşa Temel’in yanına gelir ve sorar:

-Ne oldi uşağum ? Geçtuk mi sınırı ?

 

 

Temel Dursun Amerika macerası

0

Temel’in kuzeni Dursun Amerika’ya taşınmış. Bir süre sonra Temel’i Amerika’ya gezmeye davet etmiş. Bizim Temel durur mu ? Atlamış uçağa tutmuş Amerika’nın yolunu. Dursun Temel’i havaalanında karşılamış ve arabasını havaalanında hazır etmiş. Dursun’un araba bir gelmiş, 10 metre boyunda bir limuzin ! ‘’ Uyy ha Dursun, amma da büyük araban varmuş da ‘’ demiş. Dursun gülümsemiş: ‘’ Ula Temel’um bu gördüğün yere Amerika diyiler. Burda her şey büyüktür.’’

Eve doğru yola koyulmuşlar, Dursun’un çiftliğinden içeriye girmişler. Ancak kapıdan geçtikten sonra onca yol gitmelerine rağmen bir türlü eve varamamışlar. Temel yine şaşırmış. ‘’Uyy Dursun, ne büyük çiftliğin varmış daaa!’’ demiş. Dursun yine tebessüm etmiş. ‘’Ula Temel, dedim ya burası Amerika.’’

Sonunda çiftliğe varmışlar. Temel akşama kadar dinlenmiş. Akşam yemeği için yemek salonuna gelmiş. Bir bakmış salonda kocaman bir yemek masası. Bir ucuna Temel oturmuş, bir ucuna da Dursun. Temel, masanın diğer ucundaki Dursun’u zar zor seçebiliyormuş. ‘’ Uyy! demiş, Dursun duymamış. Uyy! diye bağırmış: ‘’ Ula Dursun bu masa ne kadar büyük böyle !’’ Dursun masanın diğer tarafından bağırmış: ‘’Ula Temel’im dedum ya burası Amerika. Burda her şey büyüktür.’’

Yemeği yedikten sonra Temel’in lavabo ihtiyacı gelmiş. Dursun’a tuvaletin yerini sormuş. Dursun da ‘’ Alt katta, soldan üçüncü kapı’’ diye tarif etmiş.

Temel alt kata inmiş ama soldan üçüncü kapı yerine yanlışlıkla ikinci kapıdan girmiş. İkinci kapı evin havuzuna açılıyormuş. Ortalık karanlık olduğu için de Temel havuzu fark edememiş ve havuza düşmüş. Hemen can havliyle Dursun’a bağırmaya başlamış:

-Ulaaaa Dursunnn şifonu sakın çekme laaaaaaa