Salı, Ekim 15, 2019
Ana Sayfa Fıkralar Nasreddin Hoca fıkraları

Nasreddin Hoca fıkraları

En sevilen fıkralara konu olmuş Nasreddin Hoca kimdir ? Nasreddin Hoca 1208-1284 yılları arasında, Akşehir ve Konya’da, Selçuklu veya Osmanlı Devletinin ilk dönemlerinde yaşadığı düşünülen bir mizah kahramanıdır. Güldüren komik fıkraları ve hikayeleriyle gönüllerde taht kuran Nasreddin Hoca, verdiği hazır cevaplarla bilgeliğini ve filozof tavrını konuşturmaktadır. Nasreddin Hoca ile ilgili sahip olduğumuz bilgiler kesinlik taşımamaktadır. Ancak elde edilen bilgilere kaynak olarak Akşehir’deki türbesi, soyundan geldiği düşünülen insanların mezarları, Fatih Sultan Mehmed dönemine ait, adına kurulan bir vakıf ile ilgili bir arşiv belgesi gösterilir. UNESCO tarafından 1996-1997 yılı Uluslararası Nasreddin Yılı olarak ilan edilmiştir. Nasreddin Hoca; insanlara doğru yolu bulmaları için rehberlik eden, kötülüklerden uzak durmalarını telkin eden bir velidir. Bu rehberliği yaparken kendine has mizah anlayışını ortaya koyar. Nasreddin Hoca, bu haliyle hakkın ve cemiyetin bozuk taraflarının halk ağzıyla, anlamlı bir şekilde anlatılmasına aracılık etmiştir. Özhan Öztürk, Nasreddin Hoca’nın o dönem içerisinde yaşadığı Moğol işgalinin sancılarını ve çaresizliğinin vücut bulmuş hali olduğunu, yazılı edebiyatın olmadığı bir dönemde kamu ve yöneticilere dönük eleştirilerin Hoca’nın dilinden söylendiğini anlatır. Nasreddin Hoca, içerisinde yaşadığı toplumu ve bireyleri çok yönlü olarak iyi analiz etmiş, insanların günlük yaşantısı içerisinde aile, dostluk, komşuluk ve ticari yaşantıları gibi ilişkileri içerisinde gördüğü sıkıntıları düzeltmek ve insanlara nasihatlerde bulunmak amacıyla nükteler döktürmüş, onları içerisinde bulundukları durumu ölçüp tartmaya ve doğru kararı vermeye yöneltmeye çalışmıştır. Nasreddin Hoca’nın dile getirdiği bu nükteler birçok sosyolog ve psikolog tarafından insanları anlamak ve çeşitli yönlerini incelemek amacıyla kullanılmıştır. Dilimizde yer alan bir çok deyim ve atasözü de Nasreddin Hoca’nın bize bıraktığı mirastır. Bu miraslar arasında ‘’ Ye kürküm ye, Parayı veren düdüğü çalar, bindiği dalı kesmek, ince eleyip sık dokumak, ipe un sermek…’’ gibi deyimler de vardır. İşte Sizler için sitemizde bulunan Nasreddin Hoca Fıkraları

Güldüren, düşündüren komik fıkralar

0
En komik fıkralar

Güldüren ve düşündüren komik fıkralar

En komik fıkraları sizler için derledik. Bu komik fıkraları okumadan geçmeyin. Dilerseniz komik fıkraları arkadaşlarınıza anlatabilir ya da facebook, twitter gibi sosyal ağlarda paylaşabilirsiniz. 2017 en komik fıkralar sizler için derlendi. 

 

Kapak eden cevap | Komik fıkralar

Adamın birisi yolda gidiyormuş. Adamın kulakları normale göre çok büyükmüş. Adamı gören herkes kulaklarıyla dalga geçiyormuş. Yine bir gün yolda giderken yanından geçen biri şöyle seslenmiş:

-Abi ya senin kulakların bir insana göre çok fazla büyük değil mi ?

Adam hiç yüzünü bile eşkitmeden cevabı yapıştırmış.

-Evet kabul ediyorum. Benim kulaklarım bir insana göre fazla büyük ama sizin kulaklarınız da bir eşeğe göre fazla küçük değil mi ?

 


 

Temel ve Dursun’a Afrika Dayağı | Komik fıkralar

Bizim Temel ile Dursun bir gün Afrika’da kamp yapmaya karar verirler. Afrika’ya ulaştıktan sonra kamp kurmaları gerekir. Ancak çokça uğraşmalarına rağmen bir türlü kampı kuramazlar. Kampı kuramadan hava kararınca kamp kurma işini ertesi güne ertelerler. Ancak yine de uyumak için bir yere ihtiyaçları vardır. Özellikle de hayvan saldırılarından ürkerler. Bu yüzden geceyi ağaçta uyuyarak geçirmeye karar verirler. Dursun ağacın üst tarafında, Temel ise alt tarafından kendisine bir yer bulmuş.

Gün ağarırken yerliler ağaçta uyuyan Temel ve Dursun’u fark etmişler, ağaca ve doğaya saygısızlık yaptıklarını düşünerek sinirlenmişler ve ağacın alt tarafında yatan Temel’i ağaçtan indirerek dövmüşler.

Gün boyu kampı tekrar kurmaya çalışan Temel ve Dursun yine başarısız olmuş ve ağaçta uyumak zorunda kalmışlar. Ancak bu kez Temel dayak yemekten korktuğu için ağacın üst tarafında uyumak istemiş.

Yerliler gün ağarırken tekrar gelmişler. Bakmışlar ki bizim Dursun ve Temel oradan ayrılmamış. Bu kez daha da çok sinirlenmişler ve yine dövelim diyerek ağaca doğru yönelmişler. Aralarından bir tanesi dün sabah ağacın alt tarafında yatanı dövmüştük gitmemişler, bugün de üst tarafta yatanı dövelim belki o zaman giderler demiş.

Daha fazla karadeniz fıkrası okumak için tıklayınız.


 

Sen misin deli ? | Komik fıkralar

Bir deli sokak duvarının üzerine çıkarak oturmuş ve yanında getirdiği oltayı sokağa doğru atmış. Deliyi gören şaşkın bakışlarla soruyormuş:

Sen orda ne yapıyorsun ki ? Yoksa balık mı tutuyorsun ?

Deli ‘’ Evet.’’ Diyerek cevaplamış.

‘’Hiç balık tutabildin mi bari ?’’ diye sormuş sokaktan geçen birisi.

 

Deli önce gülümsemiş sonra da adama dönerek.

-Tutmaz mıyım ? Sen tuttuğum 25. Sazansın.

 


 

Eşinden kolay izin alma yolları 2017 | Komik fıkralar

Bir gün balık tutmayı çok seven üç arkadaş balığa çıkmak için sözleşmişler. Sözleştikleri gün de üç arkadaşın üçü de balık tutacakları yere gelmişler. Muhabbet dönmüş dolaşmış eşlerinden balık tutmaya gitmek için nasıl izin aldıklarına gelmiş.

  1. adam:

-İnanın izin alana kadar aktan karaları seçtim. En sonunda evi baştan aşağıya boyama karşılığında izni koparabildim.

  1. adam:

Al benden de o kadar. İzni koparamayacağımı anlayınca eşime reddedemeyeceği bir teklifte bulundum. Eğer balığa çıkmama izin verirse ona evdeki koltuk takımlarını değiştireceğimi söyledim. O da böylelikle izin verdi.

  1. adam:

-Benim izin almam o kadar da zor olmadı. Eşime önce ‘Bugün annemlere gidelim.’ Dedim. Sonra da ya da ben balık tutmaya mı gitsem acaba dedim. Cevabı çok açık ve netti: ‘Üstünü kalın giyin, balıkta hasta olma.’


 

Temel Asker Olursa | Komik fıkralar

 

Komutanı Asker Mehmet’e şöyle bir soru sorar:

-Asker, söyle bakalım vatan senin neyindir ?

Mehmet hiç düşünmeden bağırarak cevaplar:

-Vatan benim biricik anamdır komutanım.

Mehmet’ten sonra sırada bizim Temel vardır. Komutan temelin yanına gelir ve şöyle sorar:

-Vatan senin neyindir asker ?

Temel hiç düşünmeden bağırarak cevaplar:

–Vatan ha bu bizum Mehmetin anasudur komutanum. 🙂

 


 

Temel’in oğlu karne alırsa | Komik fıkralar

 

Temel’in oğlu Cemal yıl sonu karnesini kaptığı gibi babasına götürmüş. Temel, karneyi eline aldıktan sonra başlamış incelemeye. Bir de bakmış ki karnenin sol tarafında bulunan derslerin hepsi zayıfmış. Türkçe, Matematik, Tarih, Biyoloji, Fizik ders notlarının hepsi birmiş. Bir de karnenin sağ tarafında yer alan davranış notlarına bakmış. Arkadaşlık ilişkileri pekiyi, öz temizlik becerisi pekiyi, ağız ve diş sağlığı pekiyi…

Karneyi inceleyen Temel, Fadime’ye dönerek:

– Fadime göreymisin, ha şu öğretmenin verdiği notlara bi bak. Benim öğrettiklerimin hepsi pek iyi, onun öğrettiklerinin hepsi zayıftır da. 🙂

 


 

Nasreddin Hoca’nın arkadaşları | Komik fıkralar

Nasreddin Hoca’nın arkadaşları ‘’Gelin şu hocaya bir şaka yapalım.’’ demişler.  Sonra hocanın yanına gitmişler ve hocaya şöyle demişler:

-Hocam duyduk ki iki gün sonra kıyamet kopacakmış. Madem ki kıyamet iki gün sonra kopacak o zaman şu senin kuzu araya gitmesin. Keselim de yiyelim afiyetle.

Hoca arkadaşlarının söylediklerine inanmamış inanmamasına ama yine de ‘’tamam.’’ demiş. Sonra da ertesi gün göl kenarına gelmelerini ve kuzuyu göl kenarında kesip yiyebileceklerini söylemiş.

Ertesi gün hoca ve arkadaşları göl kenarında bir araya gelmişler. Hoca bu kez arkadaşlarına şöyle bir teklifte bulunmuş:

-Sizin uğraşmanıza gerek yok. Ben ateşi yakayım, kuzuyu keseyim, eti de pişireyim. Bu arada siz de sofra hazır olana kadar gölde yüzün.

Nasreddin Hoca’nın teklifi arkadaşlarını fazlasıyla memnun etmiş. Hemen oracıkta kıyafetlerini çıkarıp göle dalmışlar. Bir süre sonra yüzmekten yorulmuşlar ve dışarı çıkalım demişler. Çıktıktan sonra bir de bakmışlar ki hoca bütün kıyafetlerini ateşe atmış.

Şaşkın bir halde hocanın yüzüne bakan köylüler söylenmişler ‘’ Aman hoca, ne yaptın sen böyle ? Biz kıyafetlerimiz olmadan nasıl döneriz şimdi köye ?’’

Hoca arkadaşlarına gülümseyerek şöyle demiş:

-Eee ne var bunda üzülecek ? Nasıl olsa yarın kıyamet kopacak.

Diğer komik paylaşımlarımıza da göz atmak ister misiniz ?


 

Aptal olan kim ? | Komik fıkralar

Bir iş adamı berbere gider ve tıraş olur. Tıraş sırasında da berberiyle koyu bir sohbete dalar. O sırada kapının önünden geçen paspal bir çocuk gözlerine çarpar. Berber çocuğu görür görmez iş adamının kulağına eğilerek ‘’ Bu gördüğün paspal çocuk var ya, dünyada gördüğüm en aptal çocuklardan birisidir ! Bak iyi izle şimdi ne yapacağım. ‘’ diye fısıldar. Sonra berber çocuğa ‘’ Ali, gel buraya!’’ diye seslenir.  Berberin kendisini çağırdığını duyan çocuk aptalca bir gülümseme takınır ve dükkandan içeriye doğru yönelir. Berber tekrar iş adamının kulağına eğilir ve ‘’İyi izle, bak’’ diye fısıldar ve bir eline beş lira diğer eline de elli liralık bir banknot koyar. Sonra çocuğa doğru uzatır. ‘’ Elimdeki paralardan hangisini istiyorsan al. ‘’ der. Çocuk yüzünden eksik etmediği aptalca bir gülümsemeyle önce beş liraya bakar, sonra da 50 liraya bakar ve 5 liralık banknotu berberin elinden alır. Berber haklı çıkmanın verdiği gururla iş adamına döner ve ‘’ Gördün mü, bak sana ne demiştim.’’ der.

İş adamı tıraşını olur ve berber dükkanından ayrılır. Sokağa çıktığı esnada berberin dalga geçtiği paspal çocuğu görür ve paspal çocuğun yanına doğru yönelir. Yanına varınca Ali’ye sorar:

-Sen sayıları bilmiyor musun ? Beş liralık banknot, elli liralık banknottan çok daha fazladır. Ama sen beş liralık banknotu aldın.

Çocuk bu kez işin ilmini açıklayan bir bilge edasıyla:

-Eğer elli liralık banknotu alırsam oyun orada biter ve berber bir daha bana para vermez.

 


 

İş bulmak | Komik fıkralar

En son görüştüklerinde iş arayan iki arkadaş bir süre sonra tekrar karşılaşmışlar. Arkadaşlardan birisi diğerine sormuş:

-Ne yaptın ? İş bulabildin mi ?

Arkadaşı kasılarak cevap vermiş:

-Elbette buldum. Ya sen ne sandın ? Benim gibi bir adam işsiz mi kalır. Hem de üstelik altımda bin beş yüz işçi çalıştırıyorum.

Her ne kadar duyduğu cevaba inanmasa da meraktan sormuş:

-Vay be! Demek öyle. Peki ne iş yapıyorsun ki ?

–Mezarlıkta bekçilik yapıyorum.

 


 

Başka kimse yok mu ? | Komik fıkralar

Temel bir gün ekip biçtiği tarladan eve dönerken sarp arazinin patika yollarında ayağı kayar ve uçurumdan aşağıya doğru yuvarlanır. Uçurum yüzlerce metre derinliktedir. O anki korkuyla can havline kapılır ve güç bela yakaladığı bir ağacın dalını tutar. Gözlerini aşağıya doğru çevirdiğinde uçurumun yüzlerce metre derinlikte olduğunu ve dibinde de sivri kayaların olduğunu fark eder. ‘’Bir kurtaran olur mu acaba ?’’ diyerek başlar sesinin yettiği yere kadar bağırmaya:

Ha buralarda çimse yok miiiii ?????

Birkaç kez bağırdıktan sonra gökten şöyle bir ses duyar:

-Allah’ın sevgili kulu Temel ! Düşüp ölmekten korkma. Eğer ki dünyada Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakındıysan, kul hakkı yemekten de kaçındıysan korkacak hiçbir şey yok demektir.

Temel bu soruların cevaplarını şöyle bir gözden geçirir. Farzların hiçbirini yerine getirmemiş, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı dersen sadece eşi Fadime’nin hakkını bile ödeyemez durumdaymış. Başını yukarıya kaldırmış ve tekrar şöyle bağırmış:

Ha uşağum başka çimse yok miiii?

 


 

Akıl hastanesine yatmanız gerekir mi ? | Komik fıkralar

Akıl hastanesini ziyaret etmeye gelen ziyaretçilerden birisi hastanede görevli bir doktora sorar:

Bir insanın akıl hastanesinde yatması gerekip gerekmediğine nasıl karar veriyorsunuz ?

Doktor adamın bu sorusunu ayrıntılı bir şekilde cevaplar:

-Hastayı su dolu bir küvetin yanına götürüyoruz. Sonra hastanın eline üç şey veriyoruz. Bunlardan birisi kaşık, birisi fincan, birisi de kova. Sonra da ‘’Bunlardan hangisiyle küveti boşaltırsın ?’’ diye soruyoruz. Peki sizce hangisiyle boşaltmalılar ?

Adam olayı hemen çözdüğünü düşünerek cevaplar:

Heeee ! Anladım. Aklı başında olan birisi küveti boşaltmak için kovayı tercih etmeli. Çünkü kova kaşık ve fincanla kıyaslandığında daha büyüktür ve küveti daha kolay boşaltmamızı sağlar.

Doktor:

Hayır. Aklı başında bir insan küveti boşaltmak için tıpasını çeker.


Dilerseniz sizler de bildiğiniz komik fıkraları yorum bölümünden ekleyebilirsiniz.

Nasreddin Hoca- Ağaçtan öte yol

0

Mahallede oyun oynayan çocuklar Nasreddin Hoca’yı görünce bir muziplik yapalım ve Nasreddin Hoca’ya şaka yapalım demişler.

Hemen aralarında hızlıca bir karar vermişler ve ‘’Uçurtmayı ağacın üzerine takalım. Hocadan almasını isteyelim. O ağaca çıktığı sırada da ayakkabılarını alıp kaçalım.’’ demişler.

Hocanın yanına gitmişler ve ağacın üzerindeki uçurtmayı göstererek:

-Hocam, uçurtmamız ağaca takıldı. Biz alamadık. Siz bize yardım eder misiniz ?

Hoca kabul etmiş ve ayakkabılarını çıkarıp çantasına koymuş. Çantasıyla beraber de ağaca doğru yönelmiş.

Planladıkları şakanın suya düştüğünü gören çocuklar hemen hocayı yakalayıp:

-Hocam ağacın başında ayakkabıyı ne yapacaksın ?

Hoca gülümseyerek:

-Kader bu evladım. Hiç belli mi olur. Bakarsınız Allah bana yaptığım bu iyilik karşılığında ağaçtan öte bir yol gösterir ve ben de oraya doğru yol alırım.

Nasrettin Hoca’nın dilencilere verdiği ders

0

Bizim Nasrettin Hoca yolda giderken dilenen kör dilencileri görür. Yaşları da genç olmasına rağmen dilenmektedirler. Bir süre gözleri dilencilere takılan Nasrettin Hoca bir köşeye oturur ve dilencileri izler. Gelen geçen az çok demeden dilencilere para verir. Ama bir türlü dilencilerin gözü doymak bilmez. Hep daha fazlasını toplamak için gelenden geçenden para istemeye devam ederler. Bir süre sonra Nasrettin Hoca dilencilerin yanına yaklaşır ve ‘’ Al sana bir kese altın. Aranızda paylaşın.’’ der ama keseyi kime verdiğini dilenciler bir türlü kestiremez. Bunu duyan dilenciler altını aldığını düşündükleri dilencinin yanına gider ve payını ister. Tartışma uzar ve her biri diğerinin üzerine atlar ve aralarında ‘’Kese sende, çabuk ver benim payımı. ‘’ diyerek kavga çıkar. Ancak onca tartışmaya ve kavgaya rağmen kese kimsede çıkmaz. Nasrettin Hoca uzaktan kıs kıs güler ve ‘’İşte kör dövüşü böyle olur.’’ der ve yoluna devam eder.

Adam olmanın yolu nedir ?

0

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:

-Adam olmanın yolu nedir ?

-Bilenler konuşurken bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler konuşurken bilenler onları susturmanın bir yolunu bulmalıdır.