Sağanak yağmurun altında eskimiş ve yırtık kıyafetlerinin ıslaklığı içerisinde boğuşan iki çocuk bir evin kapısını çaldı. Kapıyı açan kadın çocukları süzmeye başladı. Çocuklardan birisi titrek ve ürkek bir ses tonuyla evde eski gazetelerinin olup olmadığını sordu. Kadın o sırada evde temizlikle meşguldü ve biran önce işlerini bitirerek yorgunluk kahvesini yudumlamanın derdindeydi. O yüzden çocuklara ‘’hayır’’ demeyi düşündü ve uğraşmak istemedi. Ancak çocukların üzerindeki eskimiş kıyafetler ve ayaklarındaki ıslak ayakkabılar kadının dikkatini çekti ve içine dokundu.

Kadın ‘’ İçeriye gelin. Size bir kakao ve elmalı turtalardan ikram edeyim. Siz kahvenizi içip çikolatanızı yerken, ben de size eski gazete bulayım dedi.

Çocuklar mahcup bir edayla koridordan misafir odasına doğru salınırken, yağmurda su alan ayakkabılarının içinde ıslanarak büzüşen minik ayakları halının üzerine izlerini kazıyordu.

Kadının gözleri biran çocukların ayak izlerine takıldı, içi gitmişti halılarına ama ses çıkarmadı. Yaptığı iyiliği gölgeleyemezdi.

Çocuklar usulca oturdular. Kadın çocuklara kakao ve elmalı turtalardan ikram etti. O sırada da eski gazete bulmak için diğer odaya geçti.

Eski gazeteleri bulup odaya döndüğünde çocuklardan birisinin gözleri kahve fincanına takılmıştı. Meraklı bakışlarla kadına ‘’ Abla, siz zengin misiniz ?’’ diye sordu.

Kadın ‘’Hayır. Çok da zengin değiliz. ‘’ diye cevap verirken aklından sahip olamadığı şeyler geçti. Zengin olsa her şey ne kadar da güzel olurdu diye düşündü.

Çocuk, ‘’Ama sizin kahve fincanlarınız takım. Üstelik hepsinin de tabakları var. ‘’ diyerek gözündeki zenginliği bir çırpıda ifade etmişti kadına. Sözlerindeki yoksulluk yüreğindeki zenginliğin aynasıydı adeta.

Çocuklar yağmurun dinmesiyle birlikte evden ayrıldı. Kadın çocukların ardından kapıyı kapattıktan sonra sahip olduğu zenginlikleri düşünmeye başladı. Başını sokabileceği bir evi vardı. Evliydi ve eşinin düzenli bir işi vardı. Zaman zaman dara düşseler de hiçbir zaman aç ya da açıkta kalmamışlardı. Mutfağında her şey yerli yerinde ve takımdı. Evindeki eşyaları beğenerek ve severek almıştı.

Gözleri yeniden çocukların halıda bıraktığı ayak izlerine takıldı. Onları silmemeye karar verdi. Çünkü bu çocuklar ona sahip olduğu zenginlikleri hatırlatmıştı. Olur da yine unutursa halıdaki izler ona sahip olduğu zengikleri hatırlatacaktı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here