Su tohumdan serpilerek açan çiçeğe hayat verir. İlk tanışmaları henüz toprağa düşmüşken şefkatle uzanan bir el gibidir.

Kısa sürede çok iyi arkadaş olur su ve çiçek… Zamanla birbirlerini daha da iyi tanırlar.

Geçen onca zamanın ardından çiçeğin içi içine sığmamaya başlar. Öyle güzel açar, öyle güzel kokular yayar ki etrafına adeta mutluluğunu bahşeder tüm doğaya… Çünkü çiçek aşıktır artık su’ya…

Su, çiçekte hayat buluşunu hayranlıkla izler. Çiçek, adeta aşk kokuları saçar. Aradan geçen onca zamanın ardından su da artık çiçeğe karşı ilgi duyar.

Güneş, yıldızlar, ay, kuşlar, böcekler bile onları hayranlıkla izler. Ama dert edinir çiçek, ‘’Acaba su da beni gerçekten seviyor mu ? ‘’ diye. Çünkü bu büyük aşkı karşısında su’yun gösterdiği ilgi yetmez bir türlü çiçeğe…

Çiçeğin içi içini yer, sıkıntıdan sıkıntıya düşer. En sonunda da dayanamaz ve su’ya ‘’Seni seviyorum.’’ der. Su da ‘’ Ben de seni seviyorum.’’ der.

Çiçek sanki istediği cevabı alamamıştır. Ama sevginin ona verdiği güç sabredebilmesi için bir kapıdır aslında. Çiçek, bekler ve sabreder bu duruma…

Onca zamanın ardından çiçek içten içe tükenmektedir. Artık etrafına, mutluluğun verdiği o enerjiyle saçtığı, güzel kokular yoktur. Su’ya son bir kez daha ‘’ Seni seviyorum.’’ der.

Su’nun cevabı yine basittir aslında.

-Dedim ya… Ben de seni seviyorum…

Çiçek, bu durumu içine sindiremez artık. Hasta olur, boyun büker toprağa. Artık yüzü toprağa dönmüştür güneşten koparcasına… Rengi solar, çehresi sararır çiçeğin…

Su anlayamaz bir türlü çiçeğin neden böyle hastalandığını. Elinden gelen tek şeyin çiçeğin başında beklemek olduğunu düşünür. Artık çiçeğin yolu ölüme düşmüştür. Su çaresizlik içerisinde hisseder kendini.

Çiçek son bir defa bütün enerjisini toplar ve su’ya döner.

-Seni ben gerçekten çok ama çok sevdim.

Su’yu hüzün kaplar. Ne yapacağını bilemez. En sonunda Güneş’e danışmaya karar verir. Öyle ya tanıdığı, doktora en yakın olan kişi Güneş’tir. Sorar Güneş’e:

-Çiçeğin sorunu ne , neden hasta oldu, nasıl kurtaracağız onu ?

Güneş bilge bir tavırla suya döner ve der ki:

-Çiçeğin durumu ümitsiz artık. Onu kurtarmamız mümkün değil.

Su, içini kaplayan acıyla sarsılır. Ancak hala sevgilisinden kendisini ayıran acının ne olduğunu anlayamamıştır. Sonra güneşe sorar:

-Hangi dert beni sevgilimden ayrı koydu ?

Güneş’in cevabı basittir aslında:

-Bu çiçek susuz kalmış dostum. Ölümü senin elindendir.

 

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “Seni seviyorum” demek yetmemektedir… Söylediğin kadar yaşatmalı, hissettirmeli, göstermelisin sevgini…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here